Yiğit olanın lokması cana azıktır beyler Kimse bana söylemesin buna yazıktır beyler Ssoyu soysuz olanını sütü bozuktur beyler
Bunların soyu bozulmuş Türk'e düşman göbekten Bu hesaptır sorulmalı Apo denen köpekten
Kan istediniz canlardan bitmedi inadınız Oğuz size yar olmadı kudüz idi adınız Senelerdir bu vatanın ekmeğini yediniz Suyunuzu keseceğiz dağlardaki gölekten Bu hesaptır sorulacak apo denen köpekten
İhanete yar mı olur yüce dağların karı Üstünüze zalim geldi bu senenin baharı Deli poyraz gibi öksüzlerin kaharı
Eleneceksiniz, eleneceksiniz beyler nce ince elekten Bu hesaptır sorulacak apo denen köpekten
Dağlar, taşlar bu ovalar bilin ki TÜRK'ün yurdu Aslımız insan neslidir, TÜRK'e semboldür kurdu Soyu ermeni olanlar nerden bilecek kürdü?
İhaneti seyreyleyin perdedeki delikten Bu hesap sorulacak apo denen köpekten
Feryad eylemez mi sandın yavrusuna bir ana Sizler doymak bilmediniz akıttığınız kana İnsan olan cana kıymaz nasıl kıydınız bu cana?
anası nenni söylerken kan damlıyor bebekten bu hesaptır sorulacak apo denen köpekten
Alperenler alperenler şehadeti seslenirken çağrına İbrahimin delileri nişan oldu bağrına Mehmetçikler şehit düştü bu vatanın uğruna
!!! vatan mı istediniz lan !!! !!! vatan mı istediniz lan beşikteki bebekten !!! bu hesaptır sorulacak apo denen köpekten
Hainlerin yaptıkları yanlarına kalırmı ? İhanetin affı olmaz sizi millet salar mı ? Vatan, vatan şehitler toprağı seni toprak alır mı ?
Boynuna urgan dolayın sağlam olsun ipektan Bu hesaptır sorulacak apo denen köpekten
Başı bozuk yaylalarda bol keseden savurdun Ne dinin var ne imanın sen ne biçim gavurdun Her korkaksın hem zavallı zoru gördün kıvırdın
Urgan bile dava eder boynundaki ilmekten Bu hesaptır sorulacak apo denen köpekten
Şehit analarının gözündeki yaş bitsin Vatanımın üstünden kara bulutlar gitsin
Asın gardaş bu iti şehitler rahat etsin
Bu sefai deli oldu senelerdir demekten Bu hesap sorulacak apo denen köpekten
Bir gün Rasulallah (s.a.v) efendimiz kızı Hz. Fatıma' ya şöyle der ; - Cennete giren ilk kadın kimdir biliyormusun ?
Hazreti Fatıma cevap verir ; - Ey Fahr-i Kainat ben değilmiyim ?
Rasulallah efendimiz der ki ; - Hayır, filan yerde filan evde bir kadın var o dur.
Hazreti Fatıma şöyle der ; - Ne amel işlemektedir de cennete giren ilk kadın olacaktır
Rasuallah efendimiz cevaben git onu ziyaret et görürsün der. Hazreti Fatıma hazırlanıp o kadının evine gider. Kapıyı çalar çok çirkin bir ses ona cevap verir. - Kimsiniz ?
Hazreti fatıma şöyle der ; - Ben Fatıma. - Hangi fatıma? Der kadın,
Hazreti Fatıma şu cevabı verir ; - Rasualllah (s.a.v) in kızı Fatıma.
Kadın şöyle seslenir. - Kusura bakma iki cihan serverinin kızı, Kocam şu an evde yok, kendisi benden başka kimseye Kapıyı açma dedi, Bende söz verdim açamam ey rasulllahın kızı. İstersen yarın gel başımın üstünde Yerin var sana canım kurban, O zamana kadar kocamdan izin alırım. - Peki, Tamam.. der Hazreti Fatıma
Ertesi gün olur, Hazreti Fatıma yine o kadına giderken yanına Hazreti Hüseyin gelir, Beni de götür Der, Hazreti Fatıma oğlunu kıramaz ve tamam gel beraber gidelim der. O kadının evine gelirler Kapıyı çalar. - Kimsiniz ? der kadın
Hazreti Fatıma cevap verir; - Benim, Fatıma.
Kadın şöyle der, - Ey cihan serverinin mübarek kızı yanında bir erkek çocuğunun sesi duyulur. Kimdir O ? der. - Benim oğlum Hüseyindir. O da peşime takıldı gelmek istedi bende kıramadım. diye cevap verir Hazreti Fatıma.
Kadın Üzülerek şöyle der. - Kusura bakma Ey Rasul kızı Hazreti Fatıma, Ben kocamdan sadece senin için izin istedim Oğlun Hüseyin için istemedim. Sen bugün git yarın gel o zaman Hüseyin içinde izin isterim. - Peki, Tamam... Der Hazreti Fatıma. Evine döner.
Ertesi gün olur. Hazreti Fatıma ile Hazreti Hüseyin tam yola çıkacakken kardeşi Hazreti Hüseyini gören Hazreti Hasan ağlamaya başlar beni de götürün der, Hazreti Fatıma oğlunun bu isteğini kıramaz ve Onu da yanına alır ve yola çıkarlar. Kadının evine gelirler. Kapıyı çalar ve yine o çirkin kadın sesi cevap verir. - Kimsiniz ? - Ben Fatıma. der - Yanında kim var Ya Rasulallahın Kızı Fatıma - Oğlum Hüseyin var birde Hasan var, Hüseyini gelirken gördü ağladı, gelmek istedi bende kıramadım.
Kadın Üzülerek cevap verir ; - Kusura bakma Ya Rasul kızı Fatıma ben kocamdan sadece sen ve oğlun Hüseyin için izin aldım Hasan için Almadım yarın gel kocamdan Hasan içinde izin alayım. der
Hazreti Fatıma ; - Peki, Tamam der..
Ertesi gün olur. Hazreti Fatıma, Hazreti Hasan ile Hüseyini yanına alarak o kadının evine giderler. Kapıyı Çalarlar - Kimsiniz ? der kadın. - Ben Fatıma. - Yanında Hazreti Hüseyin Ve Hazreti Hasan' dan başka biri var mı Ya Rasul Kızı Fatıma. - Hayır yok. der Hazreti Fatıma
Ve kapıyı açılır, Kapıyı açan o kadar güzel bir kadındır ki yüzünden nurlar akıyor. Çok güzel örtünmüş Çok güzel bir kadın. Ağzını açar ve bir misket büyüklüğünde taşa benzeyen bir cisim çıkarır ve ; - Hoşgeldin Sefa getirdin Ey Rasulallahın kızı Fatıma. der
Hazreti Fatıma ilk olarak kocasına olan itikatını beğenir. Ve Şöyle der. - Üç gündür Kimsiniz diyen yaşlı kadın senmisin ? der - Hayır. Der kadın. - Peki o yaşlı kadın kimdi ? - Yaşlı kadın yoktu Ya Rasuallahın Kızı Fatıma , ağzımda taş vardı o yüzden sesimi değiştirdim - Peki neden değiştirdin der Hazreti Fatıma
Kadın Şu Cevabı verir. - Belki sesimi duyupta yoldan geçen bir erkek şehvetlenir, Kötü amel işler diye değiştirdim Ya Hazreti Fatıma...........
BAL TEFSİRİ! Rivayet edilirki: Bir gün Hazret-i Ali (Ali)gazadan geldiler,Hazret-i Ebü bekir (R.A) Hazret-i Ömer (R.A) ve Hazret-i Osman (R.A), Hazret-i Ali,nin hanesine varıp bir gazadan dolayı:(Gazan mübarek olsun,ya Allah,ın arslanı!)dediler.Hazret-i Ali(R.A) misafirlerine kalaylı bir tas içinde bal getirip,buyur ettiler.Hazret-i Ebu Bekir (R.A) mübarek elini uzattı,gördü ki balın içerisinde bir kara kıl var idi.kılı almak istedi.Hazret-i Ömer (R.A)klıl aldırmadı ve dedi ki:(Bizler Resül-i Ekrem,in halifeleriyiz.Belki bizler tercübe edilmek için bu kıl bıraklımıştır.her birimiz birer tefsirde bulunalım)dedi. Hazret-i Ebu Bekir buyurdu ki:(Namaz klıanların kalbi nurludur bu tastan,dünya endişesini kalbine ve gönlüne getirmeden namaz kılmak tatlıdır bu baldan.türlü mahlükattan pak olup Cenab-ı Hakk,a teveccüh etmek incedir bu kıldan.) Hazret-i Ömer buyurdu ki:(Misafirsever hane sahibinin kalbi nurludur bu tastan,misafirlerle sohbet etmek tatlıdıt bu baldan,misafirlerin kalbi incedir bu kıldan.) Hazret-i Osman buyurdu ki:(Alimlerin kalbi nurludur bu tastan,alimler ile sohbet etmek tatlıdır bu baldan,Kur,an-ı Kerime mana vermek incedir bu kıldan.) Hazret-i Ali buyurdu ki:(Gazaya giden gazilerin kalbi nurludur bu tastan kafirlerle cenk etmek tatlıdır bu baldan,kul hakkının geçirmeden haneye dönmek incedir bu klıdan) Hazret-i Fatıma buyurdu (Erkeğini hoşnud eden kadının kalbi nurludur bu tastan,erkeğine cefa etmeden güzel güzel geçinmek tatlıdır bubaldan,kocasnın hakkını yerine getirmek ve onu razı etmek incedir bu kıldan) Ondan sonra Resül-i Ekrem Efendimiz,e haber saldılar,teşrif etti,o da:(Bir tefsir de ben edeyim)dedi ve :(Ümmetimin kalbi nurludur bu tastan,kevser şarabı tatlıdır bu baldan,şeriatımın yolu incedir bu kıldan)buyurdu.Ondan sonra Cenab-ı Hak,Cebrail aleyhisselamı gönderdi ve oda:(Kardeşim ya Muhammed! S enin nübüvvet mührün nurludur bu tastan,yarın kıyamette ümmetine şefaat etmek tatlıdır bu baldan,sırat köprüsü incedir bu kıldan)diye buyurdu. Cümlesi Resülüllah ile el kaldırıp onun huzurunda dua ettiler.Resülüllah:(Ya Rabbi! Bu bal tefsirini okuyana,dinleyene ikiyüz Peygamber sevabı senden dilerim)buyurdu.Cihar-ı yar-ı güzin (amin) dediler.Hak Teala,dan hitap geldi:(Ya Muhammed! Her kim bu bal tefsirini okursa,yahut yazdırıp yanında taşırsa veyahut yazdırıp yanında taşırsa veyahut yazdırıp yanında taşırsa veyahut yazdırıp ümmetine hediye ederse izzet-i Celalim hakkı için ben o kimselere ikiyüz peygamber sevabı veririm,)buyurdu. Bir kimse bu bal tefsirini kendine yazdırıp her gün okursa ve okumağa devam ederse katiyen dünya darlığı görmez,zarürete düşmez,ölürken hüsn-i hatime nasip olur.Ahirete iman ile gider ve gelecek kaza ve belalardan kendisini Cenab-ı Hak muhafaza eder.